RSS

Ben-lik Üstüne

29 Kas

Gerek bireysel gerekse toplumsal yaşamın en önemli unsurlarından biri olan benlik kavramı araştırma konusu olarak psikoloji literatüründeki önemini korumaya ve ilgi çekici olma niteliğini taşımaya devam etmektedir. Peki benlik
kavramına yönelik bu yoğun ilgi niçindir? Belki de bu sorunun cevabı, kavramın kendi içinde saklıdır: B-E-N-L-İ-K, “BEN” lik, BEN-“İLK”… Şüphesiz ki, öncelik, “BEN” dedir. Bireyin; kendini tanımadan, ne olduğunu, kim olduğunu, ne olmak istediğini ya da ne olmayı istemediğini, hayattaki duruşunun nasıl olduğunu ya da olmadığı bilmeden, başka bir deyişle yaşadığı dünyayı ve insanları tanıma konusunda “İLK” sırayı “BEN” e vermeden; bilişsel, duygusal ve sosyal yapılandırmalarda bulunması, temeli iyi atılmamış bir bina yapmaya benzer.
Peki neden kim olduğumuz hakkında bilgi sahibi olmaya ihtiyaç duyarız? Kendimiz hakkında bilgi sahibi olmak bizim için niçin büyük önem taşır? İnsan canlısı, duygu, düşünce ve davranışları konusunda farkındalık sahibi olan, onları değiştirme ve yönetme gücüne sahip olan yegâne varlıktır. Bizi diğer canlılardan farklı kılan bu özellik, aynı zamanda sahip olunan bu gücü kullanabilme yetisini de kazandırabilmektedir. Ancak bilindiği üzere, belirsiz olanın idaresi ve kontrolü zordur. Başlangıçta kendimiz hakkında olmak üzere, yaşadığımız dünya hakkında bilgi sahibi olmak, belirsizlikleri azaltarak, olaylar ve insanlar karşısında verdiğimiz duygusal, düşünsel ve davranışsal yanıtları anlama, anlamlandırma, kontrol edebilme ve yönetebilme konusunda bize yardımcı olmaktadır.
Thomas Szasz tarafından ifade edildiği üzere “Bazı kişiler henüz benliğinibulamadığını söyler. Ama benlik insanın bulduğu değil yarattığı bir şeydir”. Bunu, kişi, kendi “ben”ini yaratır, kendi benliğini yaratmada aktif rol oynar şeklinde yorumlayabiliriz. Başka bir deyişle, benlik oluşturma süreci bir çeşit yapılandırma ve inşa sürecidir. Kendimiz hakkında ne bildiğimiz –benlik kavramı- ya da kendimiz hakkında ne hissettiğimiz –benlik saygısı- bir anda oluşan, tek yönlü, pasif, durağan ve değiştirilemez bir nitelik taşımamaktadır. Kişilik özelliklerimiz hakkındaki bilgilerimiz, öncelikle kendi duygu, düşünce ve davranışlarımızdan çıkarımlarımız, kendimizi başkalarıyla karşılaştırmalarımızdan elde edilen sonuçlardan, aynı zamanda da diğerlerinin bize bakış açıları ve algılamalarından etkilenmektedir.
Benlik kavramı, tüm sosyal fonksiyonlarımızın temelinde yatan biricik kavramlardan biridir. Kimlik gelişimi sürecinin de kilit noktalarının başında gelmektedir. Bireylerin, kişisel kimlik, sosyal kimlik ya da kolektif kimlik oluşturma süreçlerinde temel yönlendiricilerden biri pozitif bir benlik kavramı ve algısı oluşturabilmek, koruyabilmek ve sürdürebilmektedir. Benlik kavramımız kadar, “kendimiz hakkında ne düşündüğümüz”, “benliğimizi negatif ya da pozitif algılıyor oluşumuz ya da benlik kavramımız hakkında ne hissettiğimiz” başka bir deyişle kendimizi nasıl değerlendirdiğimiz konusunda sorgulamalar yapmamıza ve çıkarımlarda bulunmamıza neden olan “benlik saygısı kavramı” da bireyin pozitif benlik kavramı arayışının bir parçasıdır. Benzer şekilde, gerek kişiler arası gerekse üyesi olunan gruplar arası sosyal karşılaştırmalar yapmak, bireyin kendi benlik kavramını oluşturma sürecinin en önemli unsurlarından biridir. Diğer kişi ya da gruplarla benzer ve farklı yönlerin analizi, kişinin, bizi diğerleriyle yakınlaştıran ya da diğerlerinden farklılaştıran, ayırt edilmemizi sağlayan özelliklerin ortaya konulması açısından büyük önem taşımaktadır. Sosyal karşılaştırmalarının yapılması, kişinin öncelikle kendi biricikliğine, sonrasında ise üyesi olduğu grubun ya da kategorinin diğerleri arasındaki kendine özgülüğüne hizmet etmektedir.
Şüphesiz ki benlik, kültürel bir bağlam içinde, dahil olunan ve aidiyet hissedilen kültürel yapının yıllardır süregelen kendine has niteliklerini de kapsayacak şekilde yapılandırılmaktadır. Bir toplumdan diğerine değişen kültürel özellikler, bireylerin benlik kavramlarının da farklı niteliklerle örülü olmasına etki edebilmektedir. Örneğin, Kağıtçıbaşı tarafından dile getirilen “ilişkisel benlik kavramı” benlik çalışmalarının kültürler arası farklılaştığını gösteren en önemli bulgulardan biridir. Bir diğer toplumda ön plana çıkan ayrışmış benlik, bizim toplulukçu kültürel yapımızı açıklamaya yetmemiş, yeni bir kavrama ihtiyaç duyularak kendi sosyal gerçekliklerimize uygun benlik yapılandırmaları üzerinde durulmuştur. Görünen o ki, benlik kavramıyla ilgili yapılacak kültürel çalışmalar, gerek kendi benliğimizi, gerek kolektif benliğimizi gerekse benlik konusundaki kültürlerarası farklılıkları anlamamız konusunda önem taşımaya devam edecektir.

 
 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: